pamukkale gözler
  • 13 Ekim 2018, Cumartesi 20:27
Araştırmacı / Yazar İlknurBektaş

Araştırmacı / Yazar İlknur Bektaş

KAHRAMAN KADINLARIN İZİNDE


 
“Milli mücadelede Türk kadınlarının adı yok demekten hicap duyuyorum ama bu gerçek…”
Bir araştırma kitabı yazma serüvenimde ilk adımlarım kendime sorularımla başladı. 
Bir nesil şanlı şerefli erkeklerimizin anılarını destanlarını dinledik. Gurur duyduk. Hepsinde göğsümüz kabardı. Acılarında acılar çektik. Ölümleri eğer şehitlik şahadeti ile nasiplenmişse gözyaşlarımızı içimize akıttık. Şükrettik. Vatan sağ olsun dedik…
Ama hep merak ettim. Bunca erkek cephelerde içeri ve dışarıya karşı mücadele ederken biz kadınlar ne yaptık? 
Evde oturup onların geri dönmesi için ağıt yakan, dua eden, kaderini bekleyen kadınlar mıydık?
Bizim gelmiş geçmişimizde kadınlarımız nasıl kadınlardı? 
Vatan topraklarının istilası sırasında ve sonrasında Kadınlarımızın bu izahi zor durum karşısında neler yaptıklarını, nasıl canla başla yollara döküldüklerini bize gösteren birkaç siyah beyaz fotoğrafın dışında elle tutulur çalışmaların sayısı bir elin parmaklarını geçmez.
Bunun bir diğer sebebi geleneksel düstur gereği ölenlerimizi toprağa gömüp kalanları da aramızda erittik. Onlar kadındı ve adlandırıp dillendirmeye gerek yok diye düşünler vardı. 
Bir takım kadir kıymet bilmezin dost meclislerinde olan biteni anlatmanın ötesine gitmemesinin müsebbibi bu şekilde düşünmeleriydi ve ne yazık ki böyle düşünen çok insan oldu. Ayrıca ekonomik durumu iyi olan tüccar ve diğer zenginler bu kadınlara sahip çıkmadılar. Bu iffet ve namus kaygısı ile erkek gibi giyinen kadınları eleştirdiler. Aslında değil üzerine yeni bir kat elbise alacak parası, evlerine köylerine geri dönecek paraları bile yoktu. Memleket büyük bir yangından çıkmıştı ve bir an önce toparlanması lazımdı. Herkes kendi başının çaresine bakmalıydı. Kimi kendinin, kimi köyünün, kimi memleketin milletin her biri başka amaçların başka menfaatlerin çabasına düşmüştü. Fakat asıl mücadele kişisel menfaat karşısında önce milletim diyen kahramanların bu kendi menfaatlerini düşünen insanların önünde maalesef ki fakru zaruret ve perişanlık yaşamalarıydı. 
Onlar millet memleket diyerek madalya ve maaş almayan bir yürekle önce vatanı düşünmüşken diğer menfaat düşkünlerinin cepheye bile gitmeyip akçelerinin derdine düşmeleri dünya ve ahiret affedilmeyecek hainlikti.
Harpten çıkan kahraman kadınların birçoğu yanmış evler ve köylerle karşı karşıyaydı. Çoğunun memleketlerine döndüklerinde dağılmış aileleri, köyleri vardı kimsesi kalmamıştı. Bazıları kendi başının çaresine bakmak ve yeniden bir yaşam kurmaya çalışma derdindeydi. Öyle ki herkes bir yerden bir yere göç ederken bir tabak çorbasını paylaşamayacak kadar fakirdi ve onlar cephede savaşırken kalanlar da kendi savaşlarını verdiklerini anlatıyordu.
Yatacak yatak geri dönecek evi bile kalmamış kadınlarımızı hoyratça eleştirirken endazenin topuzunu fazla kaçırmaları süslü sıcak konaklarında rahat uyuyan bu beyleri bayanları rahatsız etmedi. Bu zengin ve vurdumduymaz güruh onları görmezden geldi, hatta çığlıklarını da duymadılar. 
Kadınlarımız harp yılları sonrasında kimseden yeterli yardımı ve desteği bulamadı. Yapılan yanlışın asık sebebi algı sorunuydu. Kahraman kadınları cephedeki cevvaliği ile hatırlayıp ne yazık ki sonrasında sahip olmamalarının cehaletine bilinçsiz bir önyargı yada iyi niyet de engel oldu yada milletin topyekun basireti bağlandı... 
Öyle ya yedi düvelle baş etmiş o ufak tefek kadınlar bi aç karnını mı doyuramayacaktı daha neler! 
İnanın bunları duyduğum çok kişiyi şaşkınlık ve teesürle dinledim. Sakın bunlara dudak bükmeyin cehaletin ve menfaatin yıkmadığı kale yok. Bu muhteşem kahraman kadınlarımız da böylelikle toplumda önce hiçleştirildi sonrasında eriyip kayboldular.
Gariplerin kendileri bile anlamadı bu acaip durumu çoğu divane olup göçtü bu diyardan. İnsanın kolay kaldıracağı bir durum değildir muhakkak. Cephede yolda bile arkasından yürüdüğü adamların önünde attığını vurması, at üstünde cenk etmesi, yemiş toplar gibi kelle kopartması, onlarca, yüzlerce erkeğe hükmetmesi hiç kolay değildir ve bunca başarının sonrasında toplumda bıraktığın yerden hayata devam etmek. Belki de asıl mesele buydu…
Bizlerde de kabahat var. Bunların tafsilatlı aştırmaları yapılıp gerekli bir külliyat çıkartmadık. Tek yaslandığımız çıkış noktaları memleketleri istila edilirken köylerinde mahallelerinde ya eli silah tutacak bir erkek bile kalmayan kadınların evlatları can ve namusları için silah yoksa balta, odun, çapa ile düşmana saldırdıkları yönünde. 
Peki kimdi bu kadınlar? Hangi duygu bebesini emzirip bıraktırdı ona, sevdiğini, anne babasını bırakmasına sebep olan hangi duyguydu? Vazgeçtikleri neydi? Ne için sütünü, kanını akıtmaktan bir an bile vazgeçmedi. Neden bazıları evlerinde yas tutup ağlamak ve dua etmek varken bazıları öne atıldı? Neydi onları ateşe atan? 
Aslında bağından bahçesinden dışarı çıkmayan bu Anadolu kadını için özgürlük nasıl bir şeydi ki ölmeye değer diye cepheye gittiler? 
İşte bunların sorularını sormalı cevaplarını aramalıyız. 
Binlerce erkek kahramana sahip bir geçmişin bir elin parmaklarını geçmeyen kadın kahramanı olması ne kadar akla mantığa uygun?!
Birbirimize ve çocuklarımıza gururla ve şerefle anlatacağımız hiçbir kadın kahramanımız olmadı mı ki savaşı erkeklere has öznel bir zanaat biçen bir tarihsel yapıya sahibiz!?
Kadınlar sevdiklerini; eş, kardeş ve evlatlarının göz göre göre öldürülmelerine razı bir yaşamı mı seçtiler gerçekten? 
Bu milletin kadınları kaderlerine razı olup susup oturdular?
Nerede bizim kadınlarımız ve onların canları, adları, duyguları ve kayıtları…
Yaptıkları çok mu değersizdi?
Neden cephelerde olan kadınlara ait sağlıklı ve ulaşılabilir kayıtlarımız yok? 
Bizim kadınlarımızın nerelerde neler yaptığını merak eden olmamış mıdır ki hepimiz bunca bilgi yoksunu olarak bu günlere gelmişiz…
Bir gün Kadın Kahramanlarımız konulu bir televizyon programı hazırlamak üzere araştırma yapmak için Ayvansaray’da ki Kadınlar Kütüphanesine gittim. Orada bulduklarım sorularımın kabataslağına hizmet etse de ben daha detaylı cevaplar bekliyordum. Hepsi birbirinden değerli (bilinen)bu on- onbeş değerli kadının en azından bir tanesinin bile nitelikli bir biyografisi yoktu. Şaşırdım. Tarih bilim adamlarının ve kürsülerinin böyle bir konuda nitelikli bir eser çalışması ortaya koymamalarına çok da üzüldüm. Yanılıyor olabileceğimi düşünüp daha çok araştırdım. Kısa süre sonra anladım ki yanılmamıştım. İşte o zaman en çok öldüğü yer, mezar yeri ve eş ismi bile muallâkta olan Kara Fatma’yı seçtim. 
Bir iz aramaya yola çıkmak üzere sanırım bileylenmiştim. İnce ve zahmetli bir işe soyunup çok şey ya da hiçbir şey bulmamak üzere yola çıkmak üzereydim. 
Üstelik Akademik çevreler ve Asgari bilim insanlarının bu çabaya dudak bükme ihtimaline karşı bir Don Kişot’luğa girişmek riskin ta kendisi iken konuya dalmaya değdiğini ve tüm söylenecekleri en başından göze alıp, Kara Fatma’nın ve Milli Mücadelenin Cesur ve Kayıp Kadınlarının izini sürmek üzere yola çıktım.
Bu amaçla ülkemizdeki birçok Kütüphane, sahaf gezdim, birçok koleksiyon arşiv inceledim, yazan düşünen araştıran birçok insanla görüştüm, nadir de olsa hala yaşayan tanıkları buldum dinledim. Aylar yıllarca sürdü araştırmalarım. Toplam 7 kitap, 3’ü araştırma eser, tiyatrolar, belgeseller, kısa filmler, sergiler yaptım. Yurdun dört bir yanından bilgi toparlıyorum daha nitelikli bilgilere ulaşalım diye. 
İçimi en çok acıtan konferans ve söyleşilerimde “soruyorum gençlerimize ve katılımcılarımıza aranızda Batman, Süpermen’ i bilen var mı salondaki tüm eller havaya kalıyor aynı anda bir soru daha soruyorum aranızda Seyit Onbaşı, Kara Fatma, Şehit Şerife Bacıyı bilen var mı? Salonda üç beş el kalkıyor” bu gerçekle karşılaşmak inanın çok sarsıcı.
Tüm çabam kendi namuslu imanlı şerefli geçmişimizle tanıştırmamız gereken yeni nesil. İnsanlarımızın bu değerlerimizi daha iyi tanıması hedeflediğimiz geleceğe bizim daha sağlam gitmemizin teminatıdır.
Geçmişi olmayanın geleceği olmaz diyerek çıktığım bu yolda doğru bir hedef belirlediğime inanıyorum, sizleri de beklerim…

Tarih Araştırma Kitaplarım 
Milli Mücadelede bir Kadın Üsteğmen Kara Fatma
Milli Mücadelenin Cesur ve Kayıp Kadınları
İstiklalin Cesur ve Kayıp Kadınları


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

ANKET

AK PARTİ MİLLET VEKİLİ KİM OLMALI

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık