pamukkale gözler
  • 17 Ekim 2018, Çarşamba 12:11
Araştırmacı / Yazar / Siyasetçi  Hacer Haniç

Araştırmacı / Yazar / Siyasetçi Hacer Haniç

KADIN HAYATTIR
İnsanlık tarihi kadın ve erkeğin ortak tarihidir. İnsanlığın yarısını teşkil eden kadın, hayatı anlamlandıran ve sanata dönüştüren; merhamet, hoşgörü, vicdan sahibi kurucu güçtür. Günümüz de kadın onurunu zedeleyen birçok gelişmelerle karşı karşıyayız. Modernlik, çağdaşlık, din, eşitlik ve özgürlük maskesi altında kadın sömürülüyor ve planlanan sistemin kölesi haline getiriliyor. Erkekle iktidar savaşına giren, erkeğe alternatif bir kadın figürü oluşturulmak isteniyor. Savunduğumuz kadın değeri bu değil elbette. Sömürgeciliği tecrübe edinmemiş haliyle insanlığı sömürmemiş bir toplum olarak kendi özümüzü kaybetmeden üzerimize çığ gibi gelen bu kaçınılmaz modernleşme karşısında kendimize özgü bir rota çizmemiz gerekiyor. Baktığımızda hem Batı’dan, hem geleneksel Arap ve Ortadoğu yaklaşımlarından hem feminist, çağdaş ideolojilerden daha derin, daha insani ve çok kapsamlı kadın değerine sahibiz. İslam ve Osmanlı medeniyetinin kadına verdiği önem ve değer üzerinde durduğumuzda, Hz.Hatice validemizin ticaret ehli, Hz. Ayşe validemizin sosyal ve kültürel yönünün kuvvetli, ilmi yüksek bilge bir kadın olduğu sahih bir gerçeklik olarak karşımıza çıkıyor. Cahiliye toplumunda kadının köleleştiği, kız çocuklarının öldürüldüğü, toplumun yarısının insandan sayılmadığı dönemde bütünün parçası olan kadını tutup ayağa kaldıran, sorumluluk, hak ve statü veren Hz. Resul-i Ekrem efendimizin (sav) kadına karşı tutumu biz müslümanlar için temel referans sayılmalı. Yine İslam’ın ışığından hareketle Osmanlı sultanlarının vakıf, sosyal hizmet, kültür ve sanat konusundaki başarıları, Osmanlı kadınının vakur duruşu, feraseti bu anlamda büyük önem arz ediyor. Milli mücadele yıllarına geldiğimizde Anadolu topraklarının cesur, fedakâr, kahraman kadınlarını görüyoruz. Erzurum’lu Nene Hatun, Kara Fatma, Kastamonu’nu Şerife Bacı, Nezahet Onbaşı, Halime Çavuş ve daha niceleri. Her birini rahmet ve minnetle yad ediyoruz. Sadece tarihte değil, tıptan, edebiyata, mimariden, sanata, ilimden, bilime gayretleri ve azimleriyle tarihi özgeçmişinden, inançlarından aldığı düsturun hakkını teslim eden günümüzün kadınları. Kadın medeniyettir ve toplumun yapı taşlarını oluşturan fıtratı itibariyle o şerefli konumun sahibidir. İslam’ın insana ve kadına verdiği değeri referans almak yerine, kendi düzlemleri doğrultusunda hareket edenlerin kadını hayatın merkezinden, eğitim, gelişim sahası diye nitelendirdiğimiz sosyal yaşamdan uzaklaştırmak, kadını dışlamak, kadını zayıf düşürmek İslami hassasiyetlerini yitirmeye ve cahiliye dönemine temas etmeye sürüklenen toplumları işaret eder. Kaldı ki böyle toplumlar geriler ve asla güçlenemezler. Sınıfsal ve cinsel planda sığ tartışmaların içinde kadın meselesini krize dönüştürmek, her şartta günü kurtaran mevzudur haline getirmek biz müslüman toplumlarına kurulan en büyük tuzaktır. Hızla küreselleşen dünyada insanı yaşatan, yaşatacak olan değerlerimize ve kabullerimize toptan bir saldırıyla karşı karşıyayız. Yılarca başörtüsü, kılık kıyafet, laiklik, yobazlık derken Avrupa aldı yürüdü. Böylece sanayi devrini kapattık. Uyanmadık! Camide, çarşıda, siyasette, sosyal hayatta kadın derken teknoloji çağı da elimizden kayıp gidiyor. Kadınlarla ilgili bir bahis, erkeklerin uzmanlık alanlarına giren konu halini alıyor. Neredeyse kadınlara hiç söz hakkı tanınmıyor. Her türlü yozlaşma kültürü ahlak, namus, şekil, şema gibi konular hep kadın üzerinden tartışılıyor. Oysa bahsettiğim gibi İslam’ın ışığında dünyaya nizam, adalet huzur tesis etmiş medeniyetlerin kadına verdiği değer sahih anlamda referans alınsa bizi oyalayan yapay gündemlerin oluşturduğu sorunların çözüldüğünü göreceğiz. Savaşların, silahların çoğaldığı, çocukların öldürüldüğü, iyinin, kadim ve geleneksel olanın yok edildiği yeni bir dünya düzeni kuruluyor. Ve dünyanın geleceği bu düzeni kuran BM güvenlik konseyi üyesi üç, beş sömürgeci devletlerin insafına teslim ediliyor. Dolayısıyla insanlık büyük bir tehdidin girdabında savruluyor. Peki ne yapmalıyız? Öncelikle bu düzenin sahiplerini iyi okuyup, iyi tanımalıyız. Sonra kendi köklerimize inmeliyiz, çünkü kök olmadan önümüzü göremeyiz. Kadim değerlerimizi heybemize alıp durdurulmuş, durağan medeniyetimizi yeniden aktif, belirleyici, etkileyici hale getirmek için kafa yormalıyız. Yenilgi psikolojinden kurtulup, krize dönüştürdüğümüz tüm tartışmaları çözerek kendimize özgü yeni sistemimizi insanlığın hizmetine sunmalıyız. Yapamayız, edemeyiz demeden başaracağımıza inanmalıyız. Dünyada güven, vicdan, adalet ve huzur kavramının karşılığı Türkiye. İnsanlığı tehdit eden unsurların varlığı üzerimize büyük bir sorumluluk yüklüyor ve başka Türkiye yok.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

ANKET

AK PARTİ MİLLET VEKİLİ KİM OLMALI

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık