pamukkale gözler
  • 24 Mayıs 2017, Çarşamba 20:16
Yazar / AtillaMEHDİGİL

Yazar / Atilla MEHDİGİL

İman açısından dört sınıf insan

‘Âlem ve İnsan’ başlıklı yazı dizimizde insanın ruh ve bedenden ibaret yaratıldığını ve her ikisinin de karşılanması gerekli ihtiyaçlarının olduğunu belirtmiştik. Bedenin hayati önem taşıyan en önemli üç ihtiyacının hava, su ve yiyecek, ruhun ise iman, ibadet ve cihat olduğunu ayrıca ifade etmiştik.

İnsan hayatını sürdürebilmesi için beden ihtiyaçlarını ister istemez karşılayacaktır. Ancak ruhta ölüm söz konusu olmadığından ihtiyaçlarının zaruriliği de kendiliğinden ön plana çıkmıyor. Onu ancak ilahi mesajla bilebiliyoruz.

Dolayısıyla ‘Âlem ve İnsan’ başlıklı yazı serimizde de geçtiği gibi ruhun ihtiyaçlarını Yüce Allah bize Asr Suresi’nde bildirmiştir. Bu ihtiyaçları ayrıca ele alıp incelemek icap eder ki insan ruhunun gıdasını gereği gibi alabilsin ve hüsrana uğramaktan kurtulsun.   

Bu yazımızda ruhun en önemli ihtiyacı olan iman konusunu işleyeceğiz. İmanın icmali ve tafsili olarak iki kısım olduğunu biliyoruz. İcmali iman, Yüce Allah’ın peygamberleri aracılığıyla bildirdiği emir ve yasakların tamamına şeksiz şüphesiz inanmaktır. Bir anlamda İslam’ın bütün kural ve kaidelerini itirazsız kabul etmektir. Tafsili iman ise o emir ve yasakları ayrıntılarıyla öğrenmekle olur. Yani bilerek inanmak.

Yüce Allah’ın emir ve yasakları, göndermiş olduğu kitaplarda mevcuttur. O halde indirilmesiyle kendinden öncekilerin de hükmünü ortadan kaldırmış olan ilahi kitabımız Kur’an’ı Kerim’i iyi anlamak ve ruhumuzun besinlerinin tabiri caizse yemek tariflerini oradan almamız gerekir.

Ruhun ilk gıdası ‘iman’ ve imanın ilk şartı da Yüce Allah’a inanmak olduğundan Kur’an’ı Kerim O’nu tanıtan ayetlerle başlıyor.

O, alemlerin yaratıcısı ve sahibidir. O, dünyada bütün insanlara, öteki âlemde ise yalnız inananlara merhamet edendir. Öteki âlemin de yegane sahibi O’dur. İnsan, Fatiha Suresi’nin bu ilk üç ayetiyle ruhunun ilk gıdasını karşılayarak müthiş bir hazza ulaşıyor.

Hemen arkasından süratle “Allah’ım ben seni bildim ve tanıdım. Sana şeksiz ve şüphesiz iman ettim.” niyazıyla, ‘artık, yalnız sana kulluk edecek ve yalnız senden yardım isteyeceğim.’ şeklinde teslimiyetini ifade ediyor.

Bundan sonra da dua ve isteklerini sıralayarak. “Ya Rabb’i; “Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.” şeklinde, bütün her şeyin sadece Yüce Allah’ın elinde olduğunu itiraf ederek acziyetini de ayrıca ifade ediyor.

Buradan; bir: Yüce Allah’ı bilmiş, iki: bu ve öteki âlemlerin varlıklarından haberdar olmuş, üç: kulluğun sadece Allah’a yapılacağı ve bütün her şeyin ondan isteneceğini anlamış ve dört: inanç açısından üç sınıf insan olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz. İşte insan, bununla icmali imanını genel hatlarıyla tamamlamış oluyor.

Sıra geliyor tafsili imana. Burada ise şöyle bir düşünceyle Yüce Allah’a yönelerek: “Ey Rabbimiz! Hikmetinden sual olmaz. Sana ve kudretine sonsuz iman ettim. Ancak, şu inanç açısından üç sınıf insanı nasıl tanıyabilirim ki hayatımı ona göre tanzim etmeye çalışayım.” der...

Evet, çok da uzağa gitmeye gerek yok. Elif, lâm, mîm diye başlayan ikinci surenin yani Bakara Suresi’nin hemen başı. İkinci ayette buyuruyor ki Yüce Allah: ‘Bu kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.’

-Demek yolumu buradan bulacağım. O halde kim bu üç sınıf insan ya Rabb’i? ...

‘Onlar gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. Onlar, sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. İşte onlar Rablerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.’ (Bakara/3-5)

-Anladım Ya Rabb’i; bunlar iman edenler.

-Peki ya diğerleri?..

‘Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar. Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır.’ (Bakara/6,7)

-Tamam bunlar da kâfirler! Bir de gazaba uğrayanlar var...

‘İnsanlardan inanmadıkları halde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır. Bunlar Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir. Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını arttırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır. Bunlara “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicilerdeniz!” derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler. İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz.” derler.” (Bakara/8-14)

-Anladım, bunlar da münafıklar...

Bundan sonraki ayetler ve sureler, genellikle insanlık tarihinden örnekler verilerek inanç açısından bu üç sınıf insanın özellikleri konu ediliyor. Tarihsel bilgiler yanında toplumsal ve bireysel örnekler veriliyor. Farklı inanç mensuplarının birbirlerine karşı verdikleri mücadelelerden bahsediliyor ve akıbetleri hakkında haberler veriliyor.

Mü’min kullar ise bu hususta bir çok yerde uyarılıyor. Özellikle beşinci sure olan Maide Suresi’ne gelindiğinde ise Yahudi ve Hıristiyanlarla ilişkilerde çok net ve çok çarpıcı mesajlar yer alıyor. Nihayet  iman açısından dördüncü sınıf insanın vasıflarını burada görüyoruz.

“Ey inananlar! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez. İşte kalplerinde bir hastalık (münafıklık hastalığı) bulunanların, “Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz.” diyerek onların arasında koşup durduklarını görürsün. Ama Allah, yakın bir fetih veya katından bir emir getirir ve onlar içlerinde gizledikleri şeye (nifaka) pişman olurlar.” (Maide/51,52)

İman açısından bu dördüncü sınıf insanların şu özelliklerini açıkça görebiliyoruz.

* İman ettikleri halde  Yahudi ve Hıristiyanları dost tutmaları,

* Sebebi ise başlarına bir felaketin gelmesinden korkuyor olmaları

Ancak korkunun ecele faydası yok, Yüce Allah şiddetle uyarıyor kendilerini

* Yahudi ve Hıristiyanları dost tutanlar var ya kuşkusuz o da onlardandır.

* İşte onlar, münafıklık hastalığına yakalanmıştır.

Yukarıda Bakara Suresi’nden münafıkların en önemli özelliklerinin Müslümanlara yalan, kâfir dostlarına ise doğru söylemeleri olduğunu öğrenmiştik. Yani iki yüzlülük yapıyor olmalarıydı. Maide Suresi’ndeki tanımda ise tersi bir durum söz konusu. Şöyle ki; kâfirlere yalan, iman edenlere ise doğru söylemek gibi. Yani burada da bir iki yüzlülük söz konusu.

Zaten Cenab-ı Hâk, onların münafıklık hastalığına yakalandıklarını vurguluyor. Onları zalimler sınıfında niteliyor ve kendilerini doğru yola iletmeyeceğini bildiriyor. Başlarına bir felaket geldiği zaman pişman olacaklar ama bu onlara fayda sağlamayacak.

Evet, bugün Ümmet’in içinde bulunduğu sıkıntılar işte bu iman açısından dördüncü sınıf insanların korkaklıkları yüzündendir. Onların peşinden gidenlerin yüzündendir. Hatta ve hatta onların hatalarının karşısında durmayıp, onlarla mücadele etmeyenlerdir.

O halde ey iman ehli; hesabımızı iyi yapmalıyız. Kulluk vazifemizi layıkıyla yerine getirebilmemiz için karşımızdaki bu üç sınıf insanlarla işbirliği içerisinde olmak değil, bilakis yer yüzünde çıkardıkları fitneleri önleyip hatta onların kurtuluşu içinde mücadele içerisinde olmalıyız.  İnşaallah!..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

ANKET

AK PARTİ MİLLET VEKİLİ KİM OLMALI

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 20.05.2019 Günlük Yorumu

NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık